Çoğunlukla "koyun can derdinde, kasap et derdinde" atasözünün ikinci kısmıyla özdeşleşiyorum. Ama dünkü yoğun kara karşı koyamadı içimdeki kıpır kıpır çocuk. Biraz naz niyaz, biraz duygu sömürüsü, biraz da dırdır sonrası İbrahim omuzlarını düşürüp "tamam hadi çıkalım çok istiyorsan" dedi. Ve işte dışarıdaydık...
Yürüyüş yolundaki manzarayı görünce hepsini kucaklayıp eve götüresim geldi. Görüntüye doyamadım, mutluluktan havalara uçtum:)
Ve İbrahim de üşümek dışında eğlendiğini itiraf etti...
Karın şerefine diyorum, ve kendime bir koca bardak portakal suyu sıkıp manzaraya karşı içiyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder