Beni adanın öbür ucuna kadar götürüyor, eyvah diyorum, ya param yetmezse... Neyse varıyoruz, param yetiyor iniyorum. Geldiğimiz yer pazar değil, otel. Etrafa bakıyorum iki kırık çanak çömlek var, puuu diyorum taksiciye beni niye buraya getirdi. Saate bakıyorum, düğün saati çok yakın. Resepsiyona gidip acele taksi istiyorum. Kadın "acele gelmez taksi" diyor, "limanda gemiden inecek de, gelecek de, zor" diyor. Ya diyorum nolur acelem var, düğünüme yetişeceğim. Ağlamaklı oluyorum, kadın mırın kırın yapıp telefon açıyor. O sırada yanıma James Bond'da kısa beyaz saçlı yaşlı kadın geliyor, o da taksi istiyor. Resepsiyonist onunla hemen ilgileniyor, bana davrandığı gibi davranmıyor. Bakıyorum kadın dışarıya doğru gidiyor. Hemen arkasından koşuyorum "o taksi beniiim, çekil ordan" diye bağırıyorum. Kadınla bir-iki itiştiken sonra oturuyorum taksiye, gözlerim dolu dolu. Adresi öğrenmek üzere telefonuma sarılıyorum, bir yandan da taksiciye anlatmaya çalışıyorum... Nefes nefese uyanıyorum...
Sanırım akşam gittiğim Tenten'in Maceraları beni etkilemiş, kendi hayatımca bir maceraya dalmışım ben de:)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder